Oysa ben? Bu kaosu ve unutuşu barındıran dünyaya nasıl girdim? Mitolojideki Lethe'nin suyundan içmedim ki ya da uzun yollar kat etmedim. Sadece düşledim. Elimdeki karanlık kutuya, önündeki küçük delikten tüm düşlerimi sığdırdım. Ve hala o delikten kendi dünyamı kuruyorum.
Boşluklar bırakıyorum, aradığımı bulduğumda yerine koymak için.
Dikenli teller örüyorum, istemediklerimi uzak tutmak için.
Ve duvarlarımı yıkıyorum, duvarları aşmak için.
Karanlık kutuma tüm her şeyimi sığdırdım ve onlaı ışıkla yazdım. Benim gibi arayan ya da benim gibi eksik görüntüler. Bazen de asi, dik duran, hayatın içinde tek kalmış dal gibi ya da engele takılmış, boş ama umutla dolmayı bekleyen bir bardak gibi.
Aslında şimdi şimdi anlıyorum ne yaptığımı. Tüm bu kargaşanın içinde ışıkla kendimi çiziyorum ben.
Kelimeler yetmiyor artık bana. Tutkulu olduğum karanlık kutumla dertleşiyorum. O da gizliden beni anlatıyor izleyenlere, yani sizlere.
Hayat devam ettikçe hep anlatacak bir şeylerim olacak karanlık kutumla.
Ben ışıkla, aşkla yazıyorum derdimi.
D.K.


0 yorum:
Yorum Gönder